tacisaglar017 tacisaglar048 tacisaglar046 tacisaglar086 tacisaglar058

Wrecks of Rabaul / Papua New Guienau

Posted: September 17th, 2008 | Author: admin | Filed under: Wrecks | Tags: , , , | No Comments »

I had been on Kwajalein for a year and a half and I was overdue for another vacation. So I decided to do some travelling, and to dive some different shipwrecks. I wanted to go to Truk Lagoon (1000 miles west of Kwajalein, in the Caroline Islands) to dive some of the shipwrecks there. During World War II, Truk had been the main Japanese fleet anchorage of the central Pacific. The lagoon there now held an assortment of sunken Japanese ships that surpassed even the great fleet at Kwajalein. But Truk had been fighting a cholera epidemic for several months, and was completely unsafe to visit. The shipwrecks there would have to wait.

Just over 1500 miles southwest of Kwajalein there had been another major Japanese Naval stronghold. Rabaul, Papua New Guinea, on the island of New Britain, had been to the south Pacific what Truk had been to the central Pacific, the main Japanese Naval Base and fleet anchorage. Rabaul didn’t have a vast sunken fleet like the one at Truk, but it did have enough accessable shipwrecks to be worth a visit.

And so, in July of 1983, I spent 9 days at the small, volcano ringed town of Rabaul, P.N.G. I made 8 wreck dives on 3 ships and an airplane, and 6 dives on the incredible reefs near Rabaul.

Peter Miller, of Rabaul Dive and Tour Services PTY. arranged all of my diving, and was my dive buddy on some of the dives. I also dove with Kathy Allen, Sid and Monica Foster, Peter Ruxton, Craig Chase, Gino Tonchich, Marilyn Moore, two British guys from a copra freighter docked at Rabaul, and Debbie, Kim, and Charles, whose last names I never wrote down.

Hakkai Maru

The Hakkai Maru was the biggest and best of the World War II shipwrecks at Rabaul. It was a big Japanese freighter, at least 400 ft. long, that had been converted to a repair ship. It was sunk at 5:40 PM on January 17, 1944 – skip bombed while at anchor by a U.S. Mitchell bomber. It settled upright onto the 170 ft. deep floor of Simpson Harbor.

I instantly felt right at home on the Hakkai Maru, it just seemed so hauntingly familiar. The basic ship was a typical freighter, very much like “my” ships at Kwajalein. It had shadowy masts and riggings looming over dark and mysterious cargo holds, like monsterous undersea titans guarding the entrances to a deeper underworld. It held a black maze of passageways and compartments inside it’s massive, ethereal superstructure. It had the same dark glow.

But this wasn’t just another (mostly) empty merchantman like the wrecks at Kwajalein. The Hakkai Maru’s cargo holds were full of machinery. Drills, lathes, presses, welders, and every imaginable type of metal working machines lined the decks on all levels. Equipment and materials were everywhere! Everything you might need if you had to repair a war damaged major warship at sea. It was all there, everything from hull plates to torpedoes! It was an amazing assortment of heavy metal construction implements.

The Hakkai Maru had, in fact, been making repairs to a Japanese cruiser in the Bismark Sea just a few hours before being sunk at Rabaul Harbor. Ironically, it had sought refuge at Rabaul after the cruiser it had been repairing was sunk by Allied bombers. Forty minutes after the Hakkai Maru anchored at Rabaul the U.S. Mitchell bombers arrived there and promptly dispatched her to the bottom of the harbor.

The Hakkai Maru was what I had been looking for. It was the quintessential shipwreck, the full experience right there in one gigantic sunken relic. This was what I had come for! To be in this towering, elegant cathedral of my deeper, darker dreams. It was inspirational. The Hakkai was a power dive!

Nonga Biplane

On my first day in New Guinea my dive guide, Peter Miller and I headed west out of Rabaul and then north. It wasn’t far to the northern New Britain coast, on the Bismark Sea. Peter said we were near Nonga, a small village that had a hospital run by nuns. We stopped next to the shore and put on all our dive gear except masks and fins. To get to the deep water we had to hike across a submerged reef that averaged about a foot and a half underwater. It was at least a hundred yards to the edge, where we put on our masks and fins and dropped off into the deep, blue water. The weightlessness of the ocean was a welcome relief after sloshing through the water on the sharp, uneven coral, weighted down with an air tank and all the rest of my gear. It sure felt good to be back in the ocean. The water was bright and clear.

A short swim along the sandy bottom brought us to a Japanese airplane, a relic of World War II. It was a Misubishi F1M biplane sitting upright on the ocean floor, 90 ft. deep. It was almost completely intact! Or at least as intact as an airplane could be after spending about 40 years on the bottom of the ocean. The fuselage, wings, engine, pontoons, and propeller were all where they should be. The cockpit even had some of it’s instruments and controls still in place.

The reason the plane was in such good shape was it hadn’t been shot out of the sky in battle. It had been floating there, anchored just off the reef, when it was strafed by an American plane. It’s punctured pontoons had allowed it to sink and then gently settle into the sand at the bottom of the Bismark Sea.

The whole thing was coated with thin, red sponges, the kind that sometimes cover the smooth surfaces underwater the way lichens cover smooth stone above. And small forests of flowing soft corals were growing on the fuselage and wings, along with a few zig-zag clams.

It was an excellent dive. I had been at Rabaul for less than 24 hours and had already been diving. I loved Rabaul.

For more info please visit www.thunderstruckobservatory.com/ships.html




Maui Diving

Posted: September 17th, 2008 | Author: admin | Filed under: Videolar, Videos | Tags: , | No Comments »




Dalış Tarihi

Posted: May 19th, 2016 | Author: admin | Filed under: Uncategorized | No Comments »

Dalış Tarihi

Birçok kişinin tahmininin aksine dalış aslında genç bir endüstridir. Malzemelerdeki ilk icatlar ve ürünler, eğitimdeki ilk sistemler rekorlar ve kişişel rekorlar son 60 yıl içinde olmuştur. Buna rağmen dalış belli bir formasyonun içinde kalmıştır ve gelecek 100 yıldada öyle olacaktır.

İlk sualtı fotoğrafını kimin çektiğini biliyormusunuz? Ne zaman çekildiği hakkında bir fikriniz varmı? Cevap muhtemelen sizin için sürpriz olacaktır. Tüplü dalış araştırmaları için bir tekneyi ilk kim yapıp, donatmış ve onunla araştırmalara çıkmıştır. Dikkat edin bu konuda bir çok kişi yanlış cevap vermiştir.

Bu yazıyı okuduğunuzda bütün bunlar ve sualtı endüstirisindeki diğer ilkleri bulacaksınız. Ayrıca ne kadar kısa bir zamanda nerelerden nerelere geldiğimizi göreceksiniz ; Daha sonra ise dalış sporunun nerelere kadar ulaşabileceğini şöyle bir hayal edin hayal edin.

1878 yılında Henry Fleuss dalgıçlar tarafından kullanılabilecek ilk pratik solunum cihazını icat etmiştir. Sistem kapalı devre prensibi ile çalışmaktaydı.

1880 de fransız fizyolojist Paul Bert basınç altında solunum yapma ile ilgili öncü çalışmasını tamamlamıştır. Derin su dalgıçlarının karşılaştığı problemi “dekompresyon hastalığı” olarak tanımlamış ve kana karışan azot gazının meydana getirdiği kabarcıkların sebep olduğunu iddia etmiştir. Aynı zamanda oksijenin basınç altında toksit özelliği gösterdiğini söylemiştir.

1893 te Louis Boutan ilk kez fotoğraf makinasını sualtında resim çekecek hale getirmiş ve ilk sualtı resimlerini çekmiştir. Aynı zamanda ilk sualtı flaşını icat etmiş, ve 1899 yılında flaş kullanarak ilk sualtı resimlerini çekmiştir. Daha sonra ilk sualtında fotoğrafçılıkla ilgili kitabı yazmıştır. “ La Photographie Sous-Marine “

1905 te Amerikan bahriyesi ilk dalış kitabını yayınlamıştır. “Handbook for Seaman Gunners”. Kitap malzeme resimleri içeren yedi açıklayıcı bölüme sahipti.

1908 de John Scott Haldane, eriyik haldeki azot gazının kabarcık haline dönüşerek dekompresyon hastalığı meydana getirdiğini onaylamıştır. Haldane dalgıçların bu hastalıktan “ the bends” korunması için dekompresyon beklemesi ile ilgili kurallar yaratmıştır. Bu bilgiler ilk dalış tabloları yapılırken kullanılmıştır.

1909 da Almanların Drager’i dalış marketine girmiş ve 1911 de oksijen kapalı devresini yapmıştır. 1917 de Drager Nitrox kapalı devresini 40 metre limiti ile piyasaya sunmuştur.

1920 de Tokyo’lu mühendis Watanabe Riichi, Ohgushi’nin eşşiz gazmaskesi adı altında , solunum maskesi satışına başlamıştır; cihaz dalıcının sırtında baş aşağı asılı taşınan tüplerle çalışıyordu. Cihaz Japon bahriyesinde kullanılmaya başlandı.

1923 te W.H.Longley Amerikada, Dry Tortugas ta, ilk renkli sualtı fotoğrafını çekmiştir. Longley ve Charles Martin harici ışık ve magnezyum flaş kullanarak karada ilk renkli fotoğrafı 3 yıl sonra çekmişlerdir.

1925 yılında Yves Le Prieur dalgıçların hava akışını manual olarak kontrol edebildikleri ilk sırtta taşınabilen tüple regülatörü icat etmiştir. Bu alet 1934 yılında full maske ile birleştirilerek son halini almıştır. Le Prieur bir çok kişiye havuzda dalmasını eğlence amaçlı olarak öğretmiştir. Acaba kendisi ne ilk sualtı eğitmeni diyebilirmiyiz ?

1932 de William Beebe mühendis Otis Barton ile beraber ilk sualtı batiskapını yapmıştır. Yüzeyden bir kablo ile sarkıtılan çift kişilik çelik küre, Bermuda kıyılarında 661 metre derinliğe indirilmiştir. Çiftin okyanusun derinliklerinde ilk görüp, tanımladıkları ve fotoğrafını çektikleri cisim organik olarak ışık saçan okyanus canlıları idi. Beebe keşfettiklerini 1934 te yayınladığı yarım mil aşağıda “Half Mile Down” adlı kitabında yazmıştır.1938 de Amerikalı Gilpatric ilk sualtı kitabını yazmıştır.

1933 te Fransız Louis De Corlieru yüzme pervaneleri ile ilgili ilk patendini almıştır, daha sonra birçokları buna yüzme paleti demiş ve amerikan patendi için sıraya girmişlerdir.

1938 de Amerikalı Gilpatric “The Compleat Goggler “ adlı kitabını yazdı, bu kitap ilk sportif dalış kitabı olarak büyük bir ilgi gördü.

1939 da Hans Hass sualtında zıpkınla ve fotoğraf makinası ile avlanma isimli, dünyadaki ikinci sualtı kitabını yayınlamıştır. Fotoğraf çekme ile serbest dalışı karşılaştıran ilk kitaptı. Takip eden yıllarda ilk serbest dalışla sualtı filmini çeken kişi olmuştur. Adı da Stalking Underwater. 1942 de Hans, Sea Devil isimli tekneyi sualtı araştırmaları için donatmış ve Kızıldeniz ile Avusturalya’nın Büyük bariyer reeflerinde tüple dalış yapan ilk insan olmuştur.

1942 de Jacques Cousteau, 18 metrede “ Par Dix-Huit Metres De Found “ isimli ilk sualtı filmini çekmiştir. Film tüp kullanmadan nefesle dalışlar yaparak çekilmiştir. Cousteau, Air Liquide de (L’Air Liquide et Cie) mühendis olarak çalışan Emile Gagnan ile tanışmış ve 1943 te ilk kullanılabilir açık devre sualtı solunum cihazını,Aqualung’u icat etmişlerdir. Fransızcada su ciğeri demekti. Cousteau oğulları Philippe ve Jean-Michel’le birlikte bu cihazın prototipinin de denemesini yapmıştır. Bu Cousteau ailesini, dalış seyehatinin güzel bir aile gezisi olduğunu keşfeden ilk aile yapmıştır.

1948 de Emile Gagnan denetiminde Canada’da Aqualung üretimine başlandı. Aynı yıl Rene Bussoz gözetiminde Arnie Post Aqualung cihazını New York’taki yüzme havuzunda test etti. Birçok kişi onun Aqualung cihazını kullanan ilk Amerikalı olduğunu söyler. Takip eden yıl Cousteau, Bussoz ve diğer birkaç kişi, Point Dume, Malibu ve California’ya yaptıkları dalış gezisinde Aqualung cihazıyla ilk açık deniz dalışlarını yapmışlardır.

1950 de Dick Anderson U.S.Divers firmasında ilk aqualung eğitmenioldu. Firmada laboratuvar görevlisi olarak işe başladı fakat mekanik tamir becerisi onu cihazların bakım görevlisi yaptı. Eğitmen olarak ta insanlara bu cihazın nasıl kuşanılacağını, sualtında nasıl nefes alınacağını, maskeden suyun tahliyesini ve ağızlığın ağızdan çıkarılıp tekrar alınmasını öğretiyordu. Muhtemelen ilk Discover Scuba programını yapıyorlardı.

1951 de Scripps Oceanopraphic enstitüsünde bilim adamı olarak çalışan Conrad Limbaugh ilk sivillere yönelik dalış kursunu organize etti. Bu program daha sonra 1954 te Al Tillman ve Bev Morgan tarafından düzenlenen ve ilk scuba sertifikası verilen Los Angeles şehri dalış programı nın temelini oluşturdu. Bir söylentiye göre Limbaught ilk bilimsel, dalışta emniyet adlı kitabı yazdı ve standartları meydana getirdi ki halen bu standartlar geçerliğini korumaktadır.

1953 te Cousteau ve Frederick Dumas, Cousteau’nun ilk ingilizce sualtı kitabını Amerikada yayınladılar. “Sessiz Dünya “. Aynı zamanda 1953 te U.S.Divers firması ilk sualtı malzeme kataloğunu çıkardı, içinde Dr. Hugh Bradner in icat ettiği ilk neopren elbise tanıtılıyordu.

1954 te E.R. Cross Underwater Safety isimli Amerika’nın ilk modern dalış kitabını yayınladı ve Dottie Frazier ilk kadın sualtı eğitmeni oldu. Uzun bir serbest dalış hayatından sonra, Frazier aletli dalışı eğitmenlik kursunda öğrendi.

Aynı yıl Amerikalı Zale Parry 61 metreyi geçen ilk kadın dalgıç oldu. Kaliforniya da Catalina adasında bu derinliği 64 metreye kadar çıkardı.

Yine 1954 te Frank Scalli YMCA için scuba eğitimi programını yazdı ve kolejlerle üniversitelere bu programı tanıttı. İlk eğitimlerini de Harward üniversitesi, Massachusetts teknoloji enstitüsünde, Amerikan askeri akademisinde ve Amerikan denizcilik akademisinde verdi. YMCA Scali’nin çalışmalarını temel alarak ilk ulusal dalıcı eğitimi ve sertifikalandırılması programını sundu.

1955 te John Steel Dünyada sualtında resim yapan ilk sanatçı oldu ve Skin Diver dergisinin kapak resmini sualtında yaptı.

1956 da Ted Nixon kırmızı beyaz dalış bayrağını tanıttı. Bir yıl sonra Fredrick Dumas denge yeleğini ( BC ) icat etti.

1957 de Bob Soto Grand Cayman adasında ilk full servis dalış operasyonu merkezini açtı; Bob Soto’s diving Ltd.

1959 da Monaco da CMAS kuruldu; Confederation Mondiale Des Activities Subaquatiques. Bir yıl sonra Al Tillman ve Neal Hess NAUIyi, Underwater Society of Amerika işbirliği ile kurdular. Tillman 1 numaralı NAUI kartını aldı.

1960 ta Viking Norseman’ın çift hortumlu regülatörü ilk kez ahtapotregülatörlü satıldı ve Maurice Fenzy ilk başarılı BC’nin patendini aldı.

1963 te endüstirinin üyeleri Diving Equipment and Manufacturers Association ( DEMA ) nı oluşturdu. 1 yıl sonra Richard Adcock live-aboard dalış teknesini La Paz’da, Meksika’da hizmete soktu. Aynı yıl Los Angeles şehrinin park ve rekreasyon departmanı ilk sportif dalış filmini yaptı. Colonel John D. Craig tarafından yaratılan filmde Zale Parry ve Tommy Thompson rol aldı.

1965 te George Beuauchat Jet Fin isimli paletin Amerika’daki patendini aldı. Daha sonraları Scubapro bu paleti alıp daha populer hale getirdi. Orijinal patendinde arkası kapalı idi, daha sonra ayarlı hale getirildi.

1966 da Ralph Erickson ve John Cronin Amerika’da Professional Association of Diving Instructor ( PADI ) isimli şirketi kurdular. Erickson ileri eğitim fikrini geliştirdi. Cronin sıfır numaralı Kurs directörlüğü kartını, Erickson ise 1 nolu kurs direktörlüğü kartını aldı.

1967 de Tom Mount National association of Cave Divers’ı kurdu. Gerçekte kendisi herhangi bir sertifikalandırma yokken, 1962 den berimağara dalışı eğitimi veriyordu.

1967 de PADI ilk eğitmenlere hitap eden dergiyi çıkardı. The Undersea Journal ve ilk Advanced ve Specialty programlarını sundu.

1972 de Nick Icorn PADI’nin ilk executive directörü oldu ve scuba eğitimi veren bir kuruluş için ilk standart ve prosüdürleri yazdı. Aynı yıl Kaptan Don Stewart mercanları ve reefleri gemilerin çapalarının meydana getirdiği hasarlardan korumak için ilk gemi bağlama şamandıralarını tanıttı.

1975 te PADI ilk eğitmen geliştirme programını uygulayacak eğitmeni yetiştirmekle ilgili programı meydana getirdi. ( Kurs Direktörlüğü Kursu )

1977 de Miami’de ilk DEMA show yapıldı.

1983 te mucit Craig Barshinger, Karl Huggins ve ORCA Industrie’nin kurucusu Jim Fulton ilk başarılı dalış bilgisayarını piyasaya sundular.

1985 te PADI eğitmen adaylarını geliştirme ile eğitmenlik sınavlarını ayıran ilk kuruluş oldu. Instructor Devolepment Course ( IDC ) ve Instructor Examination ( IE ) programı.

1986 da PADI nin araştırma ve geliştirme departmanı ( DSAT ) özellikle sportif dalıcılar için dizayn edilen dünyanın ilk dekomprasyon içermeyen dalış tablosu modelini geliştirdi. Bu çalışmanın sonucu olarak sportif dalış planlayıcısının, Tablo ve Wheel ( spiral ) modelleri piyasaya sunuldu.




DALIŞTA MESAFE ÖLÇÜM TEKNİKLERİ

Posted: May 19th, 2016 | Author: admin | Filed under: Uncategorized | No Comments »

MESAFE ÖLÇÜM TEKNİKLERİ: Sualtında gidilmek istenen rotanın
uygulanabilmesi için, doğrultu üzerinde gidilmek istenen mesafenin de ölçülmesi şarttır.
Aksi takdirde, doğru yön ama farklı noktalarda sonlandırılacak bir dalış için doğru
navigasyondan söz etmek imkansız olacaktır. Sualtında mesafe ölçümü, dalış ortamının
şartlarına ve eldeki malzemelere göre farklı teknikler kullanılarak yapılabilir. Sıklıkla
kullanılan mesafe ölçüm tekniklerinin, değişen ortam şartlarına bağlı olarak bir takım
avantaj ve dezavantajları oluşabilir.
a. Süre: Dalış ortamının akıntılı olmadığı, sabit hızla ilerlenebilen dalışlarda rotanın
belirli parçalarını belirlenmiş sürelerde geçebilme esasına dayanır. Örneğin belirli bir
süre bir yöne gidildikten sonra, aynı sürede eşit mesafenin tekrar gidilebilmesi gibi.
b. Hava Tüketimi: Rota üzerinde yapılan dalış planlamasında, eş parçalardan
oluşan rotanın her parçası için hava paylaştırılır. Hava tüketimi hesabı yapılırken,
güvenlik havası olan 50 bar’lık bölümün de unutulmaması gerekir. Bu tekniğin dikkat
edilecek noktalarında biri de dalış süresince aynı derinlikte kalınmasının veya derinlik
farkının dalış planlamasında hesaba katılmasının gerekliliğidir.
c. Palet Sayımı: Sabit hızda ve akıntısız suda belirli bir mesafeyi kat etmek için
gereken palet vuruş sayısı hesaplanarak gidilecek mesafe ölçülebilir. Bir palet çevrimi,
bir ayağın vuruşu ile alınan mesafedir. Böylece aynı ayağın aynı pozisyonuna gelinceye
kadar aldığı mesafeye bir palet çevrimi denir. Palet çevrimi sayılarak gidilen mesafe
ölçülebilir niteliklidir; ancak bu yöntem sadece akıntısız sularda ve dalış adaptasyonu
yüksek dalıcılar tarafından kullanılmalıdır. Eğitim sırasında uzunluğu bilinen bir ip
kullanılarak sualtında belli mesafenin kaç palet darbesi ile alındığı bir kaç kez ölçülerek
ortalaması alınırsa o kişi için bir palet çevrimin alacağı ortalama mesafe hesaplanmış
olacaktır.